Andy Whitfield öldü malumunuz. Şimdi diyeceksiniz ki "Kim la o ? Bağane !" Şimdi Spartaküs o ölen adam dediğimde ağlamaya başlayacaksınız, 2008'de Heath Ledger öldüğünde de aynı hengame olmuştu. (Anlamayan ve bön bön bakanlar için geliyor, son villain - Joker)
Sorsanız, şahane entel, şahane dantel, herşey hakkında fikir sahibi olan insanlarız, lakin rolü bildiğimiz halde, o rolü hayata geçirenin adını öğrenmeyi akıl edemeyecek kadar bönüz ki Amy Winehouse öldüğünde hıyarın birinin başka bir Amy videosu paylaşıp üzerine "R.I.P AMY" yazmış olması da başka bir sorun tabi.
Birde testiler var malum, Hıncal Uluç kendi testisini (testi) 20 bin gibi bi fiyata kırdı, o patavatsız ve kendisine düşmeyen söylem sonucunda, Amy Winehouse için de benzeri yorumlar yapıldı, Heath Ledger içinde (üstte yazdım tanıyacağınız kimliğini) kısacası bizim memlekette ölen kendi ailesinden olmadıkça ölüm ne şekilde olursa olsun alaya alınan birşey ne yazık ki.
Komşusu öldüğünde "Yazık yazık" deyip mevlüt esnasında "ya kaçta biticek yaprak dökümünü kaçırmayalım" diyen teyze görmüş biri olarak pekte şaşırmıyorum insanların ölümle bile alay etmelerine aslında.
Neticesiyle ölen ölmüş, zaten buralarda ölenin ardından 2 gün ağlanır, hatta adam talihsiz üçü bulamayacak, çünkü yarın şokellasını kapan ve gece rüyalarında gıvaaaağğnç diye anıran hatun timi ile Hürrem'in memiklerine hasret kalanların reyting savaşlarında ilk perde oynanacak.
* Bi kısmınız "Amerika'nın başkanı Barrack'tı ya, bu kaçıncısı ki" dediniz di mi ? :)
14 Eylül 2011 Çarşamba
6 Ağustos 2011 Cumartesi
Elin Gavuru vs Bu toprağın doğurduğu
Milletçe var bir dingilliğimiz. Şimdi diyeceksiniz ki, "Hop! Pigmeysen pigmeliğini bil." Evet efendim inkar etmeyin ucundan da olsa denyoyuz.
Biz elimizde olanın kıymetini bilmediğimizden, "elin gavuru lan." diye tabir ettiğimiz adamlar kapıveriyor elimizdekini. Mesela biz bazı adamlara/kadınlara burun kıvırıp beğenmiyoruz, ama oturup "oyş coni, vayş ancelina." diye iç geçiriyoruz ekran karşısında, öyle ki dünyaca ünlü birine benzemek bile ülkemizde, ünlü olma sebebi, bi övünme sebebi, şahsına münhasır olamıyoruz bir türlü olanı da kabullenemiyoruz.
Mesela Tülin Şahin, Cindy Crawford'a benziyor diye, Meral Kaplan'da Cameron Diaz'a benziyor diye tanıdık en başta, elbette başarılı kadınlar ama, kendilerine haslar onlarda.
Lady Gaga için hepimiz/birçoğumuz ölüp bitiyoruz, tarzı olduğunu düşünüyoruz, Lady Gaga burda doğmuş olsa, inanın her gün "Iyyy rüküş" diye karşılanırdı boyalı magazin basınında. Hande Yener tarz sahibi bir kadın olmasına rağmen, "Hande Yener yine şahsına münhasır tarzıyla.." demiyoruz da, "rüküş" diyoruz. Yani çok bildiğimiz elin gavuru yapınca baştacı edip, bizimkiler birşey yapmaya kalktığında "tüüü kaka" diyoruz.
Ezel mesela, severek izledik, ama sürekli içimizden birileri yerin dibine sokmaya meraklı oldu, ama bi lost için birbirimizi ezdik yeri geldi, çünkü gavurun yaptığı çok başka ya.
Biz Ezel'de mantık hataları arıyaduralım, elin gavuru izleyebilmek için altyazı arıyordu.
Sonra ağlıyoruz dövünüyoruz utanmadan, ya başka milletler bizim değerlerimize sahip çıkıyor, vay efendim yoğurt bizimdi ama, baklava bizimdi ama, diyoruz. Niye biliyor musunuz ? Çünkü hiç birşey elimizden gitmeden kıymetini anlamıyoruz.
Biz elimizde olanın kıymetini bilmediğimizden, "elin gavuru lan." diye tabir ettiğimiz adamlar kapıveriyor elimizdekini. Mesela biz bazı adamlara/kadınlara burun kıvırıp beğenmiyoruz, ama oturup "oyş coni, vayş ancelina." diye iç geçiriyoruz ekran karşısında, öyle ki dünyaca ünlü birine benzemek bile ülkemizde, ünlü olma sebebi, bi övünme sebebi, şahsına münhasır olamıyoruz bir türlü olanı da kabullenemiyoruz.
Mesela Tülin Şahin, Cindy Crawford'a benziyor diye, Meral Kaplan'da Cameron Diaz'a benziyor diye tanıdık en başta, elbette başarılı kadınlar ama, kendilerine haslar onlarda.
Lady Gaga için hepimiz/birçoğumuz ölüp bitiyoruz, tarzı olduğunu düşünüyoruz, Lady Gaga burda doğmuş olsa, inanın her gün "Iyyy rüküş" diye karşılanırdı boyalı magazin basınında. Hande Yener tarz sahibi bir kadın olmasına rağmen, "Hande Yener yine şahsına münhasır tarzıyla.." demiyoruz da, "rüküş" diyoruz. Yani çok bildiğimiz elin gavuru yapınca baştacı edip, bizimkiler birşey yapmaya kalktığında "tüüü kaka" diyoruz.
Ezel mesela, severek izledik, ama sürekli içimizden birileri yerin dibine sokmaya meraklı oldu, ama bi lost için birbirimizi ezdik yeri geldi, çünkü gavurun yaptığı çok başka ya.
Biz Ezel'de mantık hataları arıyaduralım, elin gavuru izleyebilmek için altyazı arıyordu.
Sonra ağlıyoruz dövünüyoruz utanmadan, ya başka milletler bizim değerlerimize sahip çıkıyor, vay efendim yoğurt bizimdi ama, baklava bizimdi ama, diyoruz. Niye biliyor musunuz ? Çünkü hiç birşey elimizden gitmeden kıymetini anlamıyoruz.
26 Temmuz 2011 Salı
Dublaj Komedyası - İzleyicinin çilesi
Bu ülkenin çok daha fazla dublaj sanatçısına ihtiyacı var, 10 kişi bütün Hollywood'u seslendiriyor maşallah. Tv'de sevdiğiniz bir diziyi ya da filmi izlerken komik durumlar oluşabiliyor.
Diğer odadan gelen ses doğrusunda, kafamda şu düşünce oluştu, "vay arkadaş herhalde yaza özel Muhteşem Yüzyıl ve Kurtlar Vadisi ortak bir bölüm çektiler." Odaya gittiğimde ne göreyim. Tv'de oynayan aslında Gossip Girl'müş.Tv'ye baktığında konuşan Elenor Waldorf başını çevirdiğinde Firdevs Yöreoğlu - Valide Sultan konuşuyor. Dan Humphrey bildiğin Polat Alemdar, ekrana baktığında Vanessa'ya trip attığını görüyorsun, başını çevirince vuracağını düşünüyorsun öyle ya, 20 yıldır Polat Alemdar'ın sesi O. Bu diziyi izlemeyenlerin bile bildiği bir ses artık. -20 yıl olmadı biliyorum ama bu gidişle 20 yılda olur.-
Hele bir ağlak kadın sesi var ki ona ayrıca hastayım. Görünce Tv'yi parçalamak istiyorum üzgünüm, kendisi yıllar önce ben bebelak bebelak dolanırken, Thalia'yı (bkz. Rosalinda, Mari Mar aman yerim dar) seslendiriyordu. Sonra Karayip Korsanlarında Keira Knightley'i , Penelope'de Christina Ricci'yi ve daha bir çok kişiyi seslendiren bir ses ve sayesinde saydığım tüm bu isimlere bir süre nefretle baktım.
İşin komiği tüm genç ve güzel kadınların sesi o, bütün adamların sesi ise Polat Alemdar'ı seslendiren abi.
Bana kalırsa komik hatta trajikomik bir durum bu. Herkes oyuncu olmanın kamera önünde olmanın peşindeyken birileri de kamera arkasında ses olmak istemeli artık, yoksa dublaj dolayısıyla, bana kalırsa dublaj sanatçısı azlığı dolayısıyla filmlerin izlenir olmaktan çıktığı zamanlar oluyor. Hele ki orjinallerini izlediyseniz, daha da komik olabiliyor. Ses karakterin ruhunu yansıtmayınca filme konsantre olamıyor bile insan, velhasılı lütfen artık daha çok dublaj sanatçısı eğitilsin yeriştirilsin. Lütfen ! :))
Diğer odadan gelen ses doğrusunda, kafamda şu düşünce oluştu, "vay arkadaş herhalde yaza özel Muhteşem Yüzyıl ve Kurtlar Vadisi ortak bir bölüm çektiler." Odaya gittiğimde ne göreyim. Tv'de oynayan aslında Gossip Girl'müş.Tv'ye baktığında konuşan Elenor Waldorf başını çevirdiğinde Firdevs Yöreoğlu - Valide Sultan konuşuyor. Dan Humphrey bildiğin Polat Alemdar, ekrana baktığında Vanessa'ya trip attığını görüyorsun, başını çevirince vuracağını düşünüyorsun öyle ya, 20 yıldır Polat Alemdar'ın sesi O. Bu diziyi izlemeyenlerin bile bildiği bir ses artık. -20 yıl olmadı biliyorum ama bu gidişle 20 yılda olur.-
Hele bir ağlak kadın sesi var ki ona ayrıca hastayım. Görünce Tv'yi parçalamak istiyorum üzgünüm, kendisi yıllar önce ben bebelak bebelak dolanırken, Thalia'yı (bkz. Rosalinda, Mari Mar aman yerim dar) seslendiriyordu. Sonra Karayip Korsanlarında Keira Knightley'i , Penelope'de Christina Ricci'yi ve daha bir çok kişiyi seslendiren bir ses ve sayesinde saydığım tüm bu isimlere bir süre nefretle baktım.
İşin komiği tüm genç ve güzel kadınların sesi o, bütün adamların sesi ise Polat Alemdar'ı seslendiren abi.
Bana kalırsa komik hatta trajikomik bir durum bu. Herkes oyuncu olmanın kamera önünde olmanın peşindeyken birileri de kamera arkasında ses olmak istemeli artık, yoksa dublaj dolayısıyla, bana kalırsa dublaj sanatçısı azlığı dolayısıyla filmlerin izlenir olmaktan çıktığı zamanlar oluyor. Hele ki orjinallerini izlediyseniz, daha da komik olabiliyor. Ses karakterin ruhunu yansıtmayınca filme konsantre olamıyor bile insan, velhasılı lütfen artık daha çok dublaj sanatçısı eğitilsin yeriştirilsin. Lütfen ! :))
Etiketler:
Dublaj,
film,
gossip girl,
komedi,
polat alemdar,
valide sultan
25 Temmuz 2011 Pazartesi
ma"gaz"in
Yazın bu sıcağında koşuşturmacaya mahkumsanız, mecburi durumlarda eğlenceniz olan tek şey televizyon oluyor malesef. Eskiden magazinin de bir boyutu vardı, şimdi ver gazı olmuş olay, kimin bikinisi açıldı, kimin kıçı daha büyük, kim frikik verdi, kim kime sövdü kim kimi övdü.
Hal böyleyken yasaklanacak kısıtlanacak olan şeyin internet olması güldürüyor beni fazlasıyla..
Hal böyleyken yasaklanacak kısıtlanacak olan şeyin internet olması güldürüyor beni fazlasıyla..
23 Temmuz 2011 Cumartesi
Merhaba :)
Ah canım, hoşgeldin, malesef kısır börek çörek falan yok burda, çünkü burda teyzeler yok, az önce gittiler, ben ise kendimi anlatmak üzere burdayım, içimden geçenleri, kafamda büyüttüklerimi, gördüklerimi ve izlediklerimi yazmak için. Bana kısaca Pembe Pigme diyebilirsin. Konuşurum anlatırım ve susmam. Alışırsan, sus diyeceğini de sanmam. Kendi çapımda eğleniyorum arkadaşım, umarım sen de benimle eğlenirsin.
:) Yine beklerim.
:) Yine beklerim.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
