Milletçe var bir dingilliğimiz. Şimdi diyeceksiniz ki, "Hop! Pigmeysen pigmeliğini bil." Evet efendim inkar etmeyin ucundan da olsa denyoyuz.
Biz elimizde olanın kıymetini bilmediğimizden, "elin gavuru lan." diye tabir ettiğimiz adamlar kapıveriyor elimizdekini. Mesela biz bazı adamlara/kadınlara burun kıvırıp beğenmiyoruz, ama oturup "oyş coni, vayş ancelina." diye iç geçiriyoruz ekran karşısında, öyle ki dünyaca ünlü birine benzemek bile ülkemizde, ünlü olma sebebi, bi övünme sebebi, şahsına münhasır olamıyoruz bir türlü olanı da kabullenemiyoruz.
Mesela Tülin Şahin, Cindy Crawford'a benziyor diye, Meral Kaplan'da Cameron Diaz'a benziyor diye tanıdık en başta, elbette başarılı kadınlar ama, kendilerine haslar onlarda.
Lady Gaga için hepimiz/birçoğumuz ölüp bitiyoruz, tarzı olduğunu düşünüyoruz, Lady Gaga burda doğmuş olsa, inanın her gün "Iyyy rüküş" diye karşılanırdı boyalı magazin basınında. Hande Yener tarz sahibi bir kadın olmasına rağmen, "Hande Yener yine şahsına münhasır tarzıyla.." demiyoruz da, "rüküş" diyoruz. Yani çok bildiğimiz elin gavuru yapınca baştacı edip, bizimkiler birşey yapmaya kalktığında "tüüü kaka" diyoruz.
Ezel mesela, severek izledik, ama sürekli içimizden birileri yerin dibine sokmaya meraklı oldu, ama bi lost için birbirimizi ezdik yeri geldi, çünkü gavurun yaptığı çok başka ya.
Biz Ezel'de mantık hataları arıyaduralım, elin gavuru izleyebilmek için altyazı arıyordu.
Sonra ağlıyoruz dövünüyoruz utanmadan, ya başka milletler bizim değerlerimize sahip çıkıyor, vay efendim yoğurt bizimdi ama, baklava bizimdi ama, diyoruz. Niye biliyor musunuz ? Çünkü hiç birşey elimizden gitmeden kıymetini anlamıyoruz.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder