8 Mayıs 2012 Salı

Hayaller - Gerçekler, Masallar - Çizgiler..

Çocuklara masallar anlatılır.. İçinde prensler prensesler yaşar ve mutlu sonla biter hep masallar..O masallar geliştirir hayal gücünü ilk başlarda.. (Gerçi şimdiki çocuklar klavyeleriyle kendi masallarını yazıyorlar geneli de "zaaaa xd" içerikli oluyor.)

Herkesin, daha doğrusu masallarla büyüyen her çocuğun zamanla kendi masal dünyası oluşur kafasında ve her çocuğun inandığı yaşamak istediği bir masal vardır kendi iç dünyasında..

Bu kafayla büyüyen kızlar prens, erkeklerde prenses bulacaklarını ümit ederler.. Hayal kurmaya para alınmadığından -henüz- yastığa başlarını koyduklarında kendi masallarını yazar, o masalın kahramanı olur ve düşledikleri diyarlarda gezerler..
Ve her koşulda ilk tanıştıkları "çizgiler" olur.. Çünkü her insanın çizgileri vardır.. Aşılmaması dikkatli olunması gereken..  

İşte o çocuklar büyüdükçe, hayaller ve gerçekler ayrılmaya başlar. Kimi kırılan hayallerinin arasında kanlar içinde yere yığılır.. Kimi hayallerini ve hayal kurmayı geride bırakıp gerçek dünyaya adım atar, kimi de yaşadığı hayal dünyasını gerçek sanır.. Bazılarıysa öyle güzel sentezler ki mantığından yardım alarak hayal ve gerçeği.. Dingin bir denge ile kusursuzca olmasa bile düşlediklerine ulaşır..

Çünkü hayat masal değildir hiç bir zaman, aksine elmayı veren kötü cadı gibidir.. O elmadan bir ısırık almanız için yapamayacağı şey yoktur..

Hayal dünyalarını gerçek sananlar için yapabileceğiniz birşey yoktur.. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın inandığı şeyin sadece bir "hayal" olduğunu anlatamazsınız onlara.. Ne olarak tasvir edildiyseniz o dünyada, o olursunuz, ne gerisine geçebilirsiniz, ne ötesine.. Bir zaman sonra Don Kişot'un yel değirmenleriyle savaştığı gibi savaştığınızı farkedersiniz karşınızdakiyle.. Takıntısı galip gelen bir hayalperestin masalının tek kahramanı olursunuz bazen, bazen de tek düşmanı.. Bütün bu sürecin sizin hayatınızdaki etkisini görmez üstelik.. Öperek uyandırsanız bile kurtulamazsınız kimi zaman.. Çünkü görmediği çizgilerin ötesine geçip gerçeği görme ihtimali yoktur..

Tıpkı aynı masalı annesine defalarca okutan çocuk gibi, defalarca yaşar hayal dünyasında resmettiklerini.. Fakat sonunda aynı diğerleri gibi olur.. Masaldan masala koşarken.. Kendini kanlar içinde hayal kırıklıklarının içinde bulur..

Belki bu yüzden kimi insanlar tanışmalı çizgilerle.. Dost olmayı başarmalılar onların keskinliğiyle.. Ve öğrenmeliler gerçek bir dünyanın var olduğunu.. Çünkü bulaşıcıdır mutsuzluk.. Mutluluktan daha çok paylaşılır.. Güzin ablaların var olma sebebi de hep bundandır..

* "Eee masal dedin, gerçek dedin, çizgi dedin saçmaladın falan ama hani senin masalın?" diyenler için: Masalım yoktu ama Monte Cristo Kontu vardı. :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder