Bu hikayede anlatılanların, gerçek kurum kuruluş kişilerle falanlarla filanlarla ilgisi yoktur.
Hiçte olmadı ve hiçte olmaz zaten.
*****
Beni buraya neden getirdiler, nasıl getirdiler hatırlamıyorum. Her yer bembeyaz.. Kardan değil, duvarlar beyaz, üstümdekiler beyaz.. İçimizdeki karanlığı örtmek için mi böyle yapıyorlar, bilmiyorum.. Bulunduğumuz yer cennet değil o kesin.. Cennet olsa böylesi boş olmazdı.. Cehennem olsa üşümezdik.. Ölmüş olsaydık eğer, hareket edemezdik.. Nerdeyiz ? Tavan beyaz, duvarlar beyaz, üstümüzdekiler beyaz ..
Buraya nasıl geldim ? Nasıl geldik.. Neden dönüyor her yer başımın etrafında.. Ya da başım dönüyor da ben mi farketmiyorum.. Bunlar kim.. Neden sürekli aynı sayıyı tekrarlıyor bu insanlar.. Buraya nasıl geldik.. Derken bir tokat iniyor kafama.. Etrafa bakıyorum kimse yok.. Buraya nasıl geldik ? Bir tokat daha iniyor.. Önce bir ses geliyor kulağıma belli belirsiz..
"Küçükken kovanın sapına ip bağlayıpta köpek diye peşinde gezdiren kızdan bi bok olmazdı zaten.. Küçükken de böyleydi bu, belliydi böyle olacağı.."
Sımsıkı yumduğum gözlerimi açıyorum.. Bakıyorum, sesin sahibi yok.. Tanır gibi olsam da tanımıyorum.. Yine o sayı.. Hızlıca etrafta gezdirip yine yumuyorum gözlerimi sımsıkı, belki böyle yaparsam yine duyarım o sesi vakitsizce açarsam gözlerimi görürüm o sesin sahibini.. Ne anlatıyor ? Buraya nasıl geldik ? Biliyor mu ? Bence o da bilmiyor..
"Hep bişeyler anlatırdı bu, kendi kendine konuşan kızdan hayır mı gelir.. Hayal dünyasıymış, sıçarım onun dünyasına.. Kendi kendine konuşana ne derler .."
Açıyorum gözlerimi, yine yok.. Yine o sayı.. Hayal dünyası ? Kimin dünyası benim mi ? Eğer hayalse bu, bu benim hayalim değil.. Böyle birşeyi hiç hayal etmedim ben.. Buraya nasıl geldik ?
Tekrar kapıyorum gözlerimi dizlerimi karnıma çekip başımı dizlerime doğru eğiyorum, bu sefer ne sesi duymak istiyorum ne de sahibini görmek, çünkü o kötü biri, kötü biri olmalı.. Hiç iyi birşey demedi şimdiye kadar.. O kim peki ? buraya nasıl geldik ?
Yeniden açıyorum gözlerimi, savaşmaya karar veriyorum.. Ayaklarım uyuşmuş.. Neyle savaşacağım, yel değirmenleri yok ki burda.. Kimle savaşacağım, kendisini görmediğim ama sesini duyduğum kadınla ? Düşünmeliyim.. Buraya nasıl geldik.. Neden herkes bu sayıyı söylüyor..
Saçlarıma bakıyorum.. Yerinde duruyorlar.. Anımsıyorum.. Kesmedim ki ben onları elbet yerlerinde duracaklar.. Hani her filmde yaparlar ya, duyguları değişen kadın kapar makası saldırır saçına, çok özendirici dursa da uymadım ki ben onlara, saçlarımı kesersem, ya yamuk kesersem, çirkin olur muydum ben ? Neden ? Saç güzelleştirir insanı, upuzun saçlar.. Gülümsüyorum bu sefer, 1-0 öndeymişim gibi ama bulmam gereken cevaplarım var. Sorularımı kime soracağım peki, gözlerimi yumsam yine, o nemrut sesli kadın geri gelir mi ?
Biraz uyusam ? Uyuyamam.. Kaç zaman dilimince burdaydım acaba ? Dakika ? Saat ? Ay ? Yıl ? Beyaz.. Her yer bembeyaz.. Bildiğim herşeyi silmişler aklımdan.. Sanki biri reset atmış içinde rüzgarlar esen kafamın en boş yanına.. Nerdeyim ?
Neden bize o sayıyı söylüyorlar ? Sahi kaçtı o sayı ? 46 ? Ne demişti kadın, "Hayal dünyası.." Hayal dünyası olanları acaba buraya mı getiriyorlar ? Peki ya hayaline kavuşanlar ? Onlar hiç konuşmamış mı kendi kendine ? Hiç gezdirmemişler mi oyuncak bir kovanın sapını, köpek alamıyorlar diye bağlayıp bir ipe ? Hayallerine kavuşanlar nerdeler peki ? Biz burda olduğumuza göre ? Bir hayalle başlamamış mı herşey ? Öyleyse, neden beyaz her yer.. Neden yalan söylüyorlar bize ? Aynadan yansıyan yanılsamalar mı bunlar ? Peki onlar ? Kimdi onlar.. Ayın en oyuk yanına düşmüşüm gibi kaybediyorum dengemi.. Nerdeyim ? Buraya nasıl geldik.. Bilmiyorum..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder