27 Şubat 2013 Çarşamba

Ordan burdan gelen düşünceler topluluğu..

Halk dansları topluluğu olabiliyor,

Tiyatro, sinema topluluğu olabiliyor,

Herşeyin bi topluluğu olabildiğine göre bu da olabilir. Bugün girişler gelişmeler sonuçlar yok.. Henüz girişini göremediğim bir kapının ardında olanları düşünmekle geçiriyorum bazen zamanlarımı..


Ne olabilir ? Bir insan bir insanı ne kadar sevebilir mesela ? Traş olurken yüzünde açtığı minik yara izini sevebilir misin ? Sevebilir miyiz ? Ya da kuaför tarafından yamuk kesilen saçını sevebilir misin sevdiğinin ?


Ne olabilir ? Bir insan yorulmadan ne kadar koşabilir ? Düşüncelere boğulmuşken, her gün bir fikirden bir fikire koşarken, hangisinin doğru olduğunu nasıl bilebilir ?


Ne olabilir ? Yapılmayan bir şey için ne kadar pişmanlık duyulabilir, ya da akla geleni zamanında yapmamış olmak mıdır pişmanlık ? Karşılaşmak ? Karşılaşamamak ? Savaşmak ? Savaşamamak ?


Ne olabilir ? İnsan ne kadar kendi olmadan toplum için yaşabilir ? Baskılarla ne kadar savaşabilir ? Ne kadarından kurtulabilir, ne kadarına katlanabilir ?


Ne olabilir ? Çocukken en sevdiğin şarkıyı "çocukken anladığın dilde" yeniden söyleyebilir misin mesela ? Ya da "Eşek kadar oldum" deyip içinden geldiğinde binmez misin salıncağa ?
Ne denebilir ? Ayıplanır mı ? Yasaklanır mı ?


Ağır gelir ya bazen kafan gövdene, bugün öyle bir gün olmuş, girişi yokmuş, bitişi yokmuş, düşünceler çokmuş.. Yağmur yağmış, biri sokağı baştan başa koşmuş. Biri bir hikaye anlatmış ama duyulmamış, çatılardan bağırmayı denemiş sesini duyurmak için ama duyuramamış, sesi bulutların arasında kaybolmuş. Kışın denize girmiş biri, Londra'da güneş açmış sonra, peki ya burda ? Yağmur yağmış, biri sokağı baştan "boşa koşmuş ..."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder