28 Mart 2013 Perşembe

Haftalar sonra yeniden: Kuzey Güney

 Giriş gelişme sonuç tantanasına girmeden bodoslama konuya dalmak istiyorum, hastanedeki çanta çekiştirme sahnesinde gerçekten hayal kırıklığına uğradım, hastanedesin, az da olsa tanıdığın bi adam, üstelik çıkarları için çirkefleşebilen bi adam çantanı çekiştiriyor, ne yaparsın ?

 Ben şahsen ya tokadı yapıştırırım, ya da sağlam bir tekme atarak neslinin üremesini engellerim. Normalde bir kadın en kötü ihtimalle ne yapar ? Bağırır.

  Deniz ne yaptı ? Baktı. Öylece baktı. O öylece bakınca ben de "öeh." dedim, Türk kadını profili ortada, çek bakalım Gülten'in, Handan'ın çantasını ? Hastanede hemen bir boş odada yatarken bulursun kendini. Deniz yurtdışında yaşadığı için mi bakakaldı bilemedim.

 Ama bildiğim ben bu sahneyi sevmedim, evet ilk defa bi sahneyi sevemedim.

 Bunun dışında, normalde böyle şeyler yazının sonuna yazılır ama ben başa yazdım, sevmediğim şeylerin yükünü taşımayı sevmediğimden belki, şimdi iyi şeyleri yazabilirim..

 Normalde bile ağlamamaya programlanmış olan beni ağlattı Gülten Hanım, Zerrin Tekindor öyle bir kadın ki, ekranın içinden elini uzatıyor, "Ben ağlıyorum, sen de ağlamalısın" diyor sanki.

  Ve öfke kontrolünde zorlanan bir insan olarak hepimiz için şöyle bir dua edesim var "ARKADAŞLAR ALLAH DÜŞMANIMIZI BİLE GÜNEY GİBİ Bİ ADAMLA SINAMASIN!" Böylesine sinsi, böylesine çıkarları için herşeyi yapabilecek olan, böylesine hırslı bi adam olabilir mi ? Var, normalde de var bunlardan dışarda dolaşıyorlar, aramızdalar. Yerini sağlamlaştırmak için çocuk evlat edinmek istediğinde kendimi tutamayıp kahkahalarla güldüm. Hele ki Ebru Hanım odaya girdiğindeki bakışı, ahahahahahahah. (Buraya bir yıldız bırakıyorum yazının sonunda dolduracağım *)


 Normalde Buğra Gülsoy'u görseniz "ne kadar şirin ne kadar iyi bi insan"
diye düşünürsünüz, fakat öyle bir oynuyor ki, Güney'den ölesiye tiksiniyoruz bazen. Bir de ülkemizde "Caroline'i görsem ümüğünü sıkarım" diye demeç veren ev hanımları, Çakır için gıyabi cenaze namazı kılan cemaat ve yıllar evveli sırf kötü adam diye Erol Taş'ı döven insanların torunlarının olduğu düşünülürse, Buğra Gülsoy'un bu performansla korumaya ihtiyacı var diye düşünüyorum öyle ki, Güney'in sinsiliği ekrana kafa atma isteği doğuruyor bazen. (buraya da ikinic yıldızı koyuyorum **)

 Ebru Sinaner hakkında kısacık bir yorumum var : Sabır Taşı.

 Bir de Sami Bey'in yeni eşi Aynur Hanım var, öyle tatlı öyle sevimli öyle naif bir kadın ki, Sami Bey gibi bir odunla (işte Kuzey bu genler yüzünden anca demir parmaklıkları görünce sevgisinin ardında durmayı öğrenebildi.) çekine sıkıla evlendi, fakat hani derdiniz olsa gitseniz, gözlerini kocaman açıp pür dikkat dinler ve elinden geleni gelmeyeni yaparmış gibi, öylesine komşu öylesine güzel.

 Fakat Handan Hanım onun tam zıttı. Söylemek istediği kendi doğruları var ve onları söylerken asla doğru uslubu, doğru kelimeleri bir araya getirmediği için ve dilinin de ayarı pek olmadığından, herkesin geçiştirdiği bir kadın Handan Hanım, bu yüzden hep birilerinin peşinde hep birşeyler anlatmaya, anlattıklarıyla birilerinden destek görmeye ihtiyacı var, birileri onaylamadan ne "güzel olduğuna" ne de "haklı olduğuna" inanıyor. Ezilmiş, baskı görmüş, hayatında bir kez isyan etmiş sevdiği adamla evlenmek için onda da kimsesiz kalmış, hırsları da yalnızlığını pekiştirmiş. Yapamadıklarının, içinde kalanların negatif enerjisini taşıyor ve bu zehri malesef dağıtarak yaşıyor.

 Zeynep'in bu aralar taraf değiştirmesini bekliyorum, çünkü ben normalde Merve Boluğur'u severim, fakat Zeynep bu sevginin önüne geçiyor, çok fena çok. Nasıl bir fettanlık nasıl bir sinsilik, yakışmıyor. Şekip Bey'le uçak bileti yollamak istiyorum Zeynep'e, "İtalya'da makara şubesi açıcaz hanım kızım sen orda yaşamışsın hadi bi gidiver bakalım bizi temsil et." desin istiyorum bazen.

 Ve Cemre ..
 Bu akşam salak bir çocuk gibi "Ehahehöh abooov Cemre de solakmış" dedim. Evet biz solaklarda galiba olası bi durum bu, değilse de ben biraz salak olabilirim. :)
Öykü Karayel hakkında okuduğum bazı şeyler o kadar saçma ki, "Yok bağlantı kuramıyorlarmış, yok başrol böyle mi olurmuş?" Sanki sokağa çıktığımızda her yerde Adriana Lima'lar var, sanki hepimiz üzerimizde bikinilerle geziyoruz, yataktan fönlü kalkıyoruz, gözümüzde lens, saçımızda boya, sanki hepimiz 1.90 boyundayız, neyiyle bağlantı kuramıyorlar ya da neyiyle bağlantı kurmak istiyorlar bunu da anlamış değilim, Öykü Karayel çok iyi bir oyuncu dizideki herkes gibi, çokta güzel bir Cemre benim için, hatta Cemre karakterinin tek karşılığı. Yanakları sıkılası, mahallenizde görseniz yadırgamayacağınız hatta kızdırırsanız "Yürü git be gerizekalı!" diyecekmiş gibi.

Diğerlerini sonra yazarım aslında çok birikmiş içimde yazmaya yazmaya ama maşallah bu biraz ansiklopedi gibi oldu, bu noktada susmak en iyisi, bu arada bitirirken de Kuzey'le bitireyim bari. Bu adamı yolda görsem, yanaklarını sıkarım, sonra "Aleyküm selam" diyip kafa atar mı bilemem orasını ama, Kuzey hala çocuk, yaramaz bir çocuk, nasıl ki küçükken abisinin misketlerini çalanları dövdüyse, hala aynı yolla hallediyor işlerini..

Düşününce her karakter dolu dolu, ne kadar çanta mevzusuna bozulsam da, Kuzey Güney hala çarşambaları kenara koymama sebep olacak tek dizidir benim için..

*: (birinci yıldızımız) : Güney'in Banu'ya kendini kurtarmak için "evlat edinmek istiyorum" dediği an aklıma ilişkisini kurtarmak için yılbaşında sevgilisine evcil hayvan alan adamlar geldi. Kendini kurtarmak için bir canlıyı paravan olarak kullanma düşüncesi Güney sinsiliğindeki bi adamın 5. yıldızı oldu benim için.

**: (ikinci yıldız.): Buğra Gülsoy,Serhat Teoman, Emre Erkan ve Pragma turneye çıkıyor a dostlar.
İlk durakları İzmir, biletler için şurdan:
http://www.biletix.com/biletsec/PGG43/TURKIYE/tr
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder