Sevimsiz mecburiyetler imparatorluğunun son imparatoru.. İnsanın kendine koştuğu şartların, koyduğu kuralların, kendisiyle imzaladığı gereksiz yaşam boyu başarı kontratının ilk maddesi.
Yaşamda karşılaştığı zorluklara karşı kullandığı üstün yenilmezlik kalkanı.
Değil. Kendi içindeki yenilgisini dışa yansıtmamaya çalışmanın ürünü sadece.
Mutluy"muş" gibi yapmak, iyiy"miş" gibi yapmak, güçlüy"müş" gibi yapmak..
Hiç derdin yokmuş gibi, üzülmüyorsun korkmuyorsun gibi, benzeri bir şeyi daha önce de yazmıştım değil mi ? Yazmıştım. Aynı duyguların içinde kavrulmak ve o duygulardan yeniden yoğrulmak üzere üretilmişiz gibi.. Tam öldü sanılan anda, küllerinden yeniden doğacak"mış"ız gibi..
Çevremizdekiler üzülmesin diye dışımızı süsleyip, içimizi harabeye çevirmek, yüzümüze en güleryüzlü maskeyi takıp, o maskenin altında ezilmek, "için için ağlamak" dedikleri de, kısmen bu olsa gerek..
Nedendir bilinmez, her insan (çoğu insan) tek başına bütün zorlukları taşımayı borç bilir kendisine, yardım almadan, kimsenin elini uzatıpta destek vermesine fırsat bırakmadan..
"-Mış" gibi yapar çoğu zaman, aynı çemberin içinde kuyruğunu kovalayan kedi misali döndüğümüz doğrudur, şans, talih, kader, aynı çarkın içinde dönmeye devam ederken, bilmiyor muyuz sanki hepsinin birer kara gölgesi, hepsinin kendine ait birer olumsuzluk eki olduğunu peşlerinde ? Biliyoruz..
Düzgün gitmeyebilir herşey, bir yerde gördüm, duydum, ya da okudum, şu an hatırlayamıyorum ama yer etmiş beynimde: "Az önce gördüğün birini, son görüşün olduğunu nereden bilebilirsin ki.."
Bilemezsin.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder