Çocukken insan yeni yıla, özel gün ve haftalara daha farklı bakıyor, günler ve yıllar ilerledikçe, herşeye olduğu gibi onlara da bakış açısı değişiyor insanın..
Ben küçükken doğum gününde pastamı üflerken ve yeni yıla girerken tutulan dileklerin gerçek olacağına inanırdım, çoğu çocuk gibi, fakat Robert Downey Jr. ikinci evliliğini yaptığında ikisinin de ben olmadığımı farketmemle beraber, dilek saatlerimi sorgulamam gerektiğini düşünmeye başladım. :) Şaka bi yana, çocukken inandığımız çoğu şey büyüdükçe hayal kırıklıklarına dönüşebiliyor.
Ve bu yüzden belki, çocukluğumuzu geride bıraktığımız o meşhur ergenlik dönemlerimizde, ilk olarak bu özel gün ve haftalara bakış açımız değişiyor, kimimiz doğum günümüzü kutlamak istemiyoruz, kimimiz yeni yılı kutlamayı bırakıyoruz.. Tüm içten kutlamalarımız, sevdiklerimizle paylaşmak istediğimiz anların yerini önce toplu mesajlarımız sonra da yalnızlık tutkumuz alıyor.. Hatta öyle ki, Anneler Günü ve Babalar Günü bile, kuru sade bir mesaja dönüşüyor kimileri için.. (Neyse ki, bu günlerde toplu mesaj uygulaması diye birşey yok, ama ilerde bi şuursuzluk yapıp toplu mesaj atanlar olabilir mi ? Bence o da olabilir.)
Bana gelince, çocukken çok mutlu olduğum günlerin hepsini, ergenlik dönemini atlatırken es geçmeyi tercih edenlerden oldum (ki bunların içinde bana kalırsa en absürd olanı sevgililer günüdür, ben kendi adıma ticari bir gün olduğunu düşünüyorum, birini seviyorsanız, onunla mutlu olduğunuz herhangi bir gün çok daha güzel olabilir neticede.) Yılbaşı benim gözümde "mecburi kutlamalar yaptığımız" bir güne, doğum günlerimde, ailem ve arkadaşlarımın aldığı pastaları istemsiz birer çatal almak suretiyle mundar etme günlerine dönüştü benim için..
Fakat yavaş yavaş kafa kemale ermeye başladığında (ki yine benim için yaş başta bulunur.) farkettim ki, zaman akıp giderken, sevdiğimiz herşey birer "resim"e dönüşüyor ve her resme bakarken, sevdiğimiz herşeyin o cansız karelerin içinde, geçmiş zamanın ötesinde hapis kaldığını görüyoruz..
Bu noktada çocukluğumu hatırlamak oldu yaptığım şey, çünkü zaman akarken onu yakalayabilmek mümkün olduğuna göre, hiç birşeyin kaçmasına izin vermemeliydim.. Sevdiğim insanları içi boş toplu mesajlara ya da kendi sevgili yalnızlığıma tercih etmemeliydim.. Çünkü farkettim ki, sevdiğim tüm insanlar benim için bir "resim"den fazlasıydı hayatımda ve bir gün o "resim"e baktığımda, o resmin içinde kendimi de görebilmeliydim.. Çünkü bazen yarın yoktur.. Sadece "bugün" vardır. Tıpkı birkaç saat önce takvim olarak başka bir yıl içinde olduğumuz gibi. (Lütfen burda seneye görüşürüz esprisi yaptığım zannedilmesin, kendi klavyeme kürekle vurmak istemiyorum.)
Özel gün ve haftaları sevmiyor olabilirsiniz, ama bunların bir çoğu, sevdiğiniz insanlarla bir araya gelmek için, onlara sarılmak için, uzaktakileri yakınlaştırabilmek için bir fırsat.. Tıpkı çocukluğumuzda olduğu gibi, o yüzden hala varsa sevdiğiniz ve sizi seven insanlar, aileniz dostlarınız, sevmeseniz de kutlamaları, yeni yılı, doğum günlerinizi kutlamayın, ama onların yanınızda olduğu her günü kutlayın ve unutmayın, hayat akıp gidiyor, geride kalmadan onu yakalayın..
Mutlu, huzurlu, sağlıklı ve sevdiklerinizin etrafınızda sevgiyle ışıldadığı nice senelere.. :)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder