Gecenin sonunda "and the oscar goes to Güney.. " dedim. Aslında bana sorarsanız bilmiyorum, bilemiyorum.. Bütün hafta boyunca sıyrıklar gibi oturup bin ihtimal üzerine düşündüm, düşündük.. Hep beraber düşündük ve an be an değişen düşüncelerimizi twitter üzerinden #benceferhativuran etiketiyle paylaştık.
Dizinin "Ah yavrum Kuzey" kitlesinden kendimizi sıyırdığımız vakit, Güney'in de eline yüzüne bulaştırdığı fedakarlıkları var. Cemre'den Kuzey için vazgeçmesi, Kuzey'i makara işinde karşısına alarak yükselmesine fırsat vermesi, kardeşini korumak için Ferhat'ı ihbar etmesi, nikah dairesinin yerini haber vermesi.. Ama bütün bunların karşılığı olarak, egosuna yenik düşüp tüm bunları eline yüzüne bulaştırması sonucu, hep kötü ilan edilmesi. Fakat tüm bunlara rağmen Güney, yaptığı herşeyi aklıyla yapan bi karakter olarak, Ferhat'ı öldürmemiştir diye düşünüyorum, dolayısıyla:
- Sami öldürdü, kimseye bişey olmasın diye, Güney'le plan yaptılar ve Sami böyle bi ifade verdi.
- Sami silahı Güney'e verdiyse şayet, yavrum onu yere falan attıysa, özetle "Benim elimden nah alırlar parmak izi" diyen Çakalcalı da avlamış olabilir Ferhat'ı.
- Fakat, Güney öldürmüşse, bu saatten sonra onu ormanda takip eden Çatalcalı'yla müttefik olmak zorunda kalabilir.
- Katil Güney'se eğer, -ki kendisi başarılı bir katil zaten- eski haline göre, daha çok sesi çıkan bir karaktere dönüşmesi de olası.
Güney gelgitleri olan bir karakter.. Önümüzdeki bölümler ne gösterecek izleyip göreceğiz elbet. Ama Buğra Gülsoy'un önünde saygıyla eğilebiliriz bence. İstediği zaman bir bakışıyla döküyor karakterinin kafasından geçenleri, ama o istemediği zaman, öyle güzel gizliyor ki Güney'i bu bölümde olduğu gibi.. İzleyene diyecek söz bırakmıyor.
Tüm bu ihtimallerin sonucunda, bölümle ilgili diyebileceğim. Kafamızın allak bullak olduğuydu, Ferhat ölürken bile dengeleri altüst etti..
Barış kartlarını açık oynayarak, evrimini tamamladı, Cemre'yi önce canı için, sonra malı için yok saydı.
Buna karşılık Kuzey Cemre'nin de dediği gibi, "O an Barış'ın yerinde olsa o kurşunu kafasına yerdi" ama, Cemre'nin karşısında kurallarından kopmayı yine başaramadı.
Malesef Simay geri döndü, ama çok uzun sürmeyecek gibi bu dönüş, çünkü kendisi pavyondaydı ara fragmanlarda. Ama senaristler bizi ters köşelere mükemmel yatırıyorlar, bunu unutmamak gerek.
Ve Handan Hanım.. Samara gibi kadın, televizyonun içinden çıkacak diye ürktüğüm zamanlar oluyor gerçekten.. Köşkten önce şirkete, sonra şirrete bağlayarak "Ben senin arkandayım güzel kızım." dedi bir de. Neyse ki Handan hanım var da, bir karaktere sinirlendiğimizde kendisi çıkıyor ortaya, herkese olan sinirimizi kendi üzerine topluyor. Öyle de şahane bir anne. Sonra reklama giriyor zaten dizi, sinirlerimiz yatışsın diye. Sonra diyorsunuz ki Güney kötü, size 1 doz Handan Hanım yazıyorum. Aç karnına ıslak saçla bi alın onu, bak nası başağrısı yapıyo, nasıl kafa açıyo.. Semra Dinçer, ellerinden, alnından, yanaklarından öpülesi bir insan, tiksinç Handan'ı hayatın içine böylesine sürüklediği için.
Bana sorarsanız "Sence kim vurdu Pigmeciğim" diye, inanın öyle dolu dolu bir bölüm izledik ki hep beraber, beynim Burak Çakalcalı'nın eli gibi yandı. Bu arada Çakalcalı evet, kendisi tam bir çakalmış, bu arada, Zeynep ve Burak birbirlerinden bile şüphe eden bir ikili olma yolundalar, çıkarları doğrultusunda.
Bakalım önümüzdeki haftalar ne gösterecek.
Ferhat'ı vuran Ted Bundy mi ?
Richard Ramirez mi ?
Yoksa fırıncı Sami Bey mi ?
Not: Yayında yapımda emeği geçen herkese teşekkürler.. Bizler izleyelim diye, biz gezerken, dinlenirken, kahvaltı ederken, Pazar günlerini bile bu işe harcayan ve işlerini en iyi şekilde yapan herkese bir izleyici olarak kocaman bir teşekkürü kendi adıma borç biliyorum.. :) Diyeceklerim bu kadar..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder