26 Nisan 2012 Perşembe

İkinci kez: Kuzey Güney

Dün "Bir bölümde bütün dengeler nasıl değişir, seyirci kitlesi nasıl koltuğunda ters döner." başlığı altında bir Kuzey Güney izledik.
Bu açıdan bakınca, bana yine senaristleri yanaklarından öpmek ve oyuncuları tebrik etmek düştü ve bu yazıyı böyle yazmaya karar verdim. (Normalde yaptığım birşey olmamasına karşın,diziyi de çok seviyosam demek ki.)

Handan Hanım'ı sevmeyen kitle olarak ona üzüldük, Kuzey'in sakin tavırlarına ve yolunda giden işlerine şaşırdık, sakin ve sessizce ilerlemeyi tercih eden Güney'in agresifleştiğine, Zeynep'in azimle taşı delişine, Cemre'nin acıyla mücadelesine, Venüs'ün yaşadığı çaresizlik karşısında kendisini kaybetmesine ve Sami'nin oğluna (Kuzey'e) sonsuz güvenine ve Barış'ın nasıl bir çakal olduğuna tanık olduk.
Ferhat (Farat) , yine pis adamın teki olarak, Ebru Hanımsa teamüllere gayet iyi uyan bir Valide Sultan olarak kalmaya devam etti.Simay merakının kurbanı olarak kendisini "horozunun çöplüğünde" buldu.

İşin açıkçası, kaç bölümdür herhangi bir tartışmada annesinin rahatlıkla zaptedebildiği, istenmediğini anladığında çocuk gibi ayağını yere vurarak kapıyı çarpıp çıkan, gelen tehlikelere karşı (Ebru Hanım'ın tehditleri, Barış'ın çakallıkları ve Simay'ın şantajı) genelde karşısındakinin sinirini bozan bir sakinlikle davranan Güney, bu bölümde (evine gelen zarftan sonra) değişimini oluşturmaya başladı. Elindeki kozu açık oynayarak, Barış'ın yüzündeki "yaban çakalı" gülümsemesini alaşağı etti, Ebru Hanım'ın gazabını da Barış ve Venüs'e yöneltti. Bağırdığı anda Banu'nun yerinde olmak istemediğimiz aşikar değil mi sayın okur ?

Güney, Şekip Bey'in toplantısına davetsiz lapin gibi bir sıçrayışla girdiğinde ise tek bir bakışa (evet bildiğin tek bir bakış.) karşısındakini küçümseyip,kendisini üstün gördüğünü,kendisine sonuna kadar güvenip,karşısındakinin bi haltı beceremeyeceğini sığdırdı. Fakat sonuç umduğu gibi olmadığı için bu kez "Arabadan indirilen" Güney oldu..

Handan Hanım'a gelince, onun üzerinden, "çevresindekileri iterek kendisini yalnızlığa mahkum eden" insanların dramını izledik bir yerde, bankadan gelen doğum günü mesajına sevinip önce kıymetli oğlunu aramasına rağmen Güney vaktini parayla değiştirerek "Hesabına para yatırdım,git kendine birşeyler al" dedi annesine, böylece Handan hanım, "yalnızlaşma" evrimini tamamlayıp karaya vurdu..

"Yaban Çakalı" Barışsa,Venüs'le yüzükleri atmanın sevinciyle, Cemre'yi Güney'e karşı kullanıp bu sayede Banu ve Güney'i ayrıma planlarında kararlı adımlarla ilerlemeye başladı.

Kuzey gayet sakindi, tıpkı çöpten Simay çıkana kadar.. Kısaca bu bölümde biraz ekilenlerin biçildiği (Handan Hanım-Simay-Venüs..Zeynepte demek isterdim ama azkalsın kendisi Hüsük tarafından biçilecekti.) karakterlerin birbirleriyle yer değiştirdiği bir bölüm oldu.


*Bu arada dizide bakışlarıyla oynayan adama dikkat edin. Hiç konuşturmasalar da, size bakışlarıyla karşısındakini küçümsediğini, nefret ettiğini, kıskandığını, sevdiğini kısaca yazılarak anlatılabilecek her duyguyu bakarak size verebilecek bir adam var orda,  daha önceki yazılarda da belirttiğim gibi. (Okuduğunuzu anladığınıza ve "Kim o adam" demediğinize inanarak yazıyı sonlandırıyorum.)

* Sami Baba seni seviyoruz :) (Bunu da söylemesem olmazdı, gerçekten. :)) 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder