25 Nisan 2012 Çarşamba

Pragma ve Labirentteki Çocuk: Buğra Gülsoy

Dar sokaklardan kalabalığı yara yara ulaştığınız bir odanın içindesiniz..
Bir seri katilin nefesiyle aranızda bir sadece bir cam var..
Masum olmanızın bu güne kadar yaşadığınız hayatın hiç bir önemi yok üstelik.
Öldürmek için kendine göre haklı sebepleri olan bir seri katilin bakışlarına maruz kalıyorsunuz..
Ne yapardınız ? Kaçıp gider miydiniz, yoksa onun savunmasını, sebeplerini mi dinlerdiniz ? 
Peki ya bir parti verselerdi, gider miydiniz?  
Kaçıklık gibi geliyor değil mi ? Kaçmaya niyetlendiniz ?
Oysa bir çok insan dinledi onları, izledi bu deneye şahit oldu..
4 seri katil cam bir hücrenin içindeydiler. 5.si yerde yatıyordu.
Pragma sezonu kapalı gişe oynayarak kapattı.
G.E.T in yani Gülsoy, Erkan ve Teoman üçlüsünün tiyatroya ilk armağanı olan Pragma kiminizin kanını dondurdu, kiminizi şaşkınlaştırdı, kiminizi rahatsız etti.

Oyunun yazarı, yönetmeni ve yakalanmasına sebebiyet veren son kurbanı 12 yaşında olan Ted Bundy'e hücrede hayat veren Buğra Gülsoy suça giden yolda, onların ayak izlerini takip etti, seslerini dinledi, soluklarını hissetti kimi zaman belki..

Zaten her seferinde, G.E.T 'in suç ve suç psikolojisi üzerinde çalışacağını da söylemişti..
Eğer mimar, oyuncu, tiyatrocu, metin yazarı, grafiker, fotoğraf aşığı ya da Pragma partisindeki son marifetiyle DJ olmasaydı da psikolog olsaydı Buğra Gülsoy, eminim tanıdıklarımızdan çok farklı olurdu. Yani klasik psikolog kafasıyla "Eveeeet hayatımızda yeni bir sayfa açıyooruuuz, söyleyeceklerim budur, şimdi alayım 200 lirayı." demek yerine, mutlaka hastalarıyla vakit geçirip birebir izlemek isterdi onların gün içindeki psikolojilerini. Çektiği kısa filmlerden de anlıyorsunuz psikolojiye dayatmalara olan merakını. Oyunu yazdığı süre içerisinde de sadece Ted Bundy olmamış, bazen Ramirez olmuş, bazen Chikatilo..

Ben kendisini ilk gördüğümde Tolga'ydı ekranda. (Çok özür diliyorum ama boktan bir diziyi izlememe sebep olmuşluğu vardı bu yüzden.) Sonra Vural oldu, şimdi Güney.. Güney olurken bir yandan haftanın 2 günü Ted Bundy oldu bu sezon.

Fakat benim kısa bir süre konuşup tanışma fırsatı bulduğum asıl Buğra Gülsoy, çok güzel gülen yüzünün altında kendi labirentinde dolaşan ve aralarda orda kaybolmayı seven bir çocuk gibi.. Üretiyor o labirentte, koşuyor, geri dönüyor, buluyor kaybediyor..Arada sert taşlar atıyorsunuz ona.. Siz umursamadığını sanıyorsunuz belki ama kırgın bakıyor size, iki üç söze O'nun bütün bu yeteneklerini kurban ettiğiniz için, O birşeyler yapmak istedikçe, üretmeye yeltendikçe kimileri yılan dillerini acımasızca uzattıkları için.. Ve hepsinin dışında, topluma malolmuşluğunun altında O'nu ezmeye ve sahiplenmeye çalıştığınız için.. Üzücü olan, hayranlığın sadece, yüze, dış görünüme olması,  oysa nice güzel oyunlar yazabilecek, sarsıcı filmler yapabilecek ve tehlikeli bir deliyi, çoklu kişilik bozukluğu olan birini, anksiyete dolayısıyla duygu dalgalanmaları yaşayan birini, engelli birini çok rahat canlandırabilecek ve bunları yaparken sizi duygular arasında hızlı geçişlerle sarsabilecek bir adamdan söz ederken, sadece "Ay yerim onun gözlerini yeaaa, ay çok taş hacı yeaaa, eli yüzü bidi bidi" demek malesef ki sığ..

Sorsanız anlatacak öğretecek çok şeyi olan bir adamı -ki bu adam siz konuşmadan sizinle konuşmuyorsa bu onun şımarıklığından değil, "insan" oluşundandır. Şöhreti üzerine giyen her insan, insani duygularını vestiyere bırakmıyor sonuçta.- sadece güzelliği ile yargılamayın. Portreyi unutup asıl Dorian'a bakın..

Haftanın 6 günü sette, size Güney'i anlatan, iki günse seri katil olan bu adamı güzelliği ya da başka şeylerle yargılamayın.. Eğer hayransanız tek yapmanız gereken kollarınızı açmak, o zaman zaten gülümsediğini göreceksiniz. Ama "her şey yakışıyor, ağlamak bile" diyorsanız, üzgünüm ama siz hayran bile değilsiniz.

Neyse, tamamen kendi görüşlerimi paylaştığım bu yazının sonunda, O'ndan birşeyler öğrenmek istiyorsanız eğer, sizin için hazirana kadar Güney olacak, sonra Ekim'de Pragma yeniden başlayacak, kaçırdıysanız yeniden görmek istiyorsanız, gelecek sezonu bekleyin, ama belki turneye çıkarlar da şehrinize gelirlerse aman diyim es geçmeyin..



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder